Anadolu Alevileri ile Şiiler arasındaki tek fark kültürel ve şekilseldir
Haberin Kodu: 326893 Tarih: 2012/07/05 - 11:15: Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İRprint

Anadolu Alevileri ile Şiiler arasındaki tek fark kültürel ve şekilseldir

Tarih boyunca sırf Alevi-Caferi oldukları için bir çok baskı ve şiddete maruz kalmış, ama Peygamber ve Ehlibeyte bağlılık ve sadakatten ödün vermemiş Alevi toplumunu daha yakından tanımak, bir nebzede olsa sorunlarını paylaşmak ve çözüm yolları bulmak için Alevi kökenli araştırmacı yazar Sayın Rıza Bakırlı ile bir röportaj gerçekleştirdik. 

 Anadolu Alevileri ile Şiiler arasındaki tek fark kültürel ve şekilseldir

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-

Öncelikle Alevilik nedir? tarihsel olarak anlatır mısınız?

Aleviliğin tarihi İslam’ın ilk dönemlerine kadar uzanır. Hz. Muhammed (s.a.a) sağlığında kendisinden sonra İslam’a liderlik edecek kişi olarak Hz. Ali’yi (a.s) görüyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet’ten sonra ilk Müslümanlardandı. Ayrıca peygamberimizin amcasının oğlu, birlikte büyüdüğü ve kardeşi gibi sevdiği biriydi. Hz. Muhammed ölmeden önce bazı hadislerinde ve bazı yerlerde yaptığı toplantılarda, konuşmalarda kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olması gerektiğini söylediğini biliyoruz. Yine Hz. Muhammed’in İmam Ali’yi sağ kolu olarak görmesi ve canı gibi sevdiği kızı Fatma ile Ali’yi evlendirmesi örnek olarak gösterebileceğimiz kanıtlardan bazılarıdır. Ayrıca bu konuda çokça hadis olduğunu belirmekte yarar vardır. Bunlardan bazıları;

1- “Ulular ulusu Allah, peygamberleri ayrı ayrı ağaçtan (soy) yarattı. Beni ile Ali’yi aynı ağaçtan yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Kızım Fatma o ağacın verimidir. Hasan ve Hüseyin meyveleri, Şia’larımızda yapraklarıdır. Kim bu ağacın dallarından yapışırsa kurtuluşa erer. Yapışmayan helak olur.”

2- “Ya Ali! Sen ve Şiaların hayru’l-berriye’siniz” (Yaratılmışların en hayırlısı)

Yine Hz. Muhammed veda haccında dönerken Gadir-i hum denilen yerde ümmetine şöyle seslenmektedir:” Ben kimin mevlası isem, Ali de O’nun mevlasıdır. O’na dost olana dost, düşman olana düşman ol. O’na yardım edene yardım et. O’nu horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O’nunla beraber kıl.” Benzeri hadislerin sayısını çoğaltabiliriz. Bu anlamda Alevilik; Allah, Muhammed, Ali kutsallığını yüreğinde taşıyan, Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan ilahi bir yoldur diyebiliriz.

Anlattıklarınız ışığında Alevilik ile Caferilik-Şiilik arasında her hangi bir farklılık olmadığını mı çıkarmalıyız?

Anadolu’da yaşayan milyonlarca Alevi-Bektaşi Allah, Muhammed, Ali ve onun soyundan gelenlere bağlıdırlar. Mezhebi anlamda Caferi’dirler. Caferiler Türkiye’de aslında iki koldurlar. Babagan kolu-Bektaşi, Dedegan kolu ise Alevilerden oluşmaktadır. Bir anlamda Bektaşilerin köylerde yaşayan kısmına Alevi denir. Halk arasında bunlara Kızılbaş da denilmektedir. Alevilerde mürşitlik soy gider. Ölenin yerine onun oğlu geçer. Bektaşilikte ise bütün derece ve mertebeler seçimle olmakta, bilgili ve faziletli kişi mürşit olur. Yine Şia, taraftar anlamındadır.

Hz. Ali'nin ilk erkek çocuk olarak Müslümanlığı kabul etmesi, Hz. Peygamberin amcası oğlu ve sonradan damadı olması, Hz. Muhammed'in torunları Hz. Hasan ve Hüseyin'in babası oluşu, Tanrı elçisinin soyunun Hz. Ali soyu ile devam edişi, fakat bunlardan daha kuvvetli bir sebep olarak da Hz. Ali'nin şahsen bilgili, faziletli, vefakâr, kahraman, sözüne güvenilir, tam bir insan oluşu bu taraftarları “Şîa'yı” gittikçe büyütmüş, güçlendirmişti. Sonraları da Ali, Küllî Kudretin, kâinatın ve böylece vahdetin sembolü olmuştur. Bu anlamda Tarih olayları meydandadır. Emevî saltanatı zamanında yapılan zulüm, baskı, Abbasoğulları çağında da devam etmiştir. Şîa, yavaş yavaş İran ve Türkistan'da Horasan'a yayılmıştır. Alevîler:

Alevî sözü, Hz. Ali'ye ve onun soyuna candan, gönülden bağlı anlamınadır. Bizdeki genel anlamı, Hz. Peygamberden sonra Hz. Ali'nin halifeliğini ve imamlığını tanımadır. Diğer ilk üç halifeyi, Hz. Ali'nin hakkına tecavüz ederek ondan önce o mevkie gelmiş sayarlar.

Bunların bir bölümü Hz. Ali'yi Allahlaştıracak dereceye varırlar. Bunlara Gaaliye ve Müellihe derler. Ali-Allâhiye de denir. Bu çeşit Alevî Türkiye'de yoktur. Muârızlar ise, hepsi bu bölümden imişler gibi kendilerine hücum ederler. Bektâşî-Alevîler Hz. Muhammed ve Ali'yi aynı İlâhî nurdan yaratılmış olarak kabul ederler...Kısaca Anadolu’daki Aleviler ile Dünyanın diğer yerlerinde yaşayan ve kendilerini Şii, Şia olarak tanımlayanlar arasındaki fark kültüreldir, şekilseldir.

Yine birinci soruyla bağlantılı olarak Alevilerin yaşadığı zorluklar nelerdir?

Alevilerin yaşadığı zorluklar saymakla bitmez ve tarihin derinliklerinden itibaren başlar.Osmanlı devletinde Sünnilik,Yavuz Sultan Selim döneminde hilafet ile resmiyet kazandı. Şeyhülislamlık kurumu ise, Kanuni döneminde önem kazanarak Divanda yerini aldı.Kanuni’nin Şeyhülislamı olan Ebusuud Efendinin Aleviler ile ilgili fetvaları meşhurdur. Bu fetvalar ile; Alevi tekkelerine gidenler,Şii olduklarını söyleyen kızılbaşlar, şeriata lanet okuyanlar vb. .. şeriat gereği öldürülürler Hatta “Alevinin canı, malı ve namusu helaldir” diye de fetva verdiği bilinmektedir. Osmanlıdan günümüze dek elbette baskılar görmüş olan Alevi toplumu, Cumhuriyet dönemi ile belli oranda rahata kavuşmuştur. Ancak bu dönemde de Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde provokasyonlar sonucu Alevilere baskılar Yapılmış Maraş, Çorum ve en son da Sivas Madımak otelinin yakılması ile doruğa çıkmıştır.

Kendilerini ifade etmede yaşadıkları sıkıntılardan bahseder misiniz?

Alevilerin kendini ifade etmesi anlamında büyük zorluklar yaşamışlardır. Bu çok eskilere dayanır. Yani oldum olası merkezi otorite Alevileri tanımamış ve tanımadığı gibi Aleviler hakkında söylenilen yalanlar, karalamalar ve horlamalar ister istemez Alevilerin kendini ifade etmede sıkıntılar yaşamasına neden olmuştur. Kendilerini gizleme gereği duymalarının sebebi budur.

Aleviler Türkiye’de daha çok nerelerde yaşamaktadır? Bunun bir sebebi var mıdır?

Bugünün Türkiye’sinde Aleviler hemen hemen her yerde,özellikle de büyük şehirlerde yoğun olarak yaşamaktadırlar.Ancak daha önceleri özellikle ülkenin iç kesimlerinde Tokat, Çorum,Amasya, Sivas, Maraş, Dersim,Elazığ, Adıyaman, Erzincan başta olmak üzere diğer illerde de yaşamaktaydılar. Elbette buralara yerleşmeleri ve üstelik dağlık alanlarda yaşamaları kendilerini güvende hissetmelerinin bir sonucudur.Bu durum Cumhuriyetle beraber değişmiş ve buralarda yaşayan Aleviler büyük kentlere yoğun şekilde göç etmişlerdir.

Alevilerin Türkiye'de sayısal olarak ne kadar olduğunu söylemek mümkün mü?

Aslında sayısal olarak ne kadar olduklarının pek önemi yok sanırım.Kendilerini ifade etmedikten ve edemedikten sonra sayısal anlamda kalabalık oluşunun da bir anlamı yok sanırım. Çünkü sistem Sünni (Hanefi) olarak şekillendiği gibi üstelik de kendine göre bir anlayışı geliştirmiş ve bunu din olarak dayatmıştır. Ancak Türkiye’de Alevilerin sayısı 15-20 Milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca kendini inancını yaşama ve kendini ifade etmede zorlanan Aleviler sistemli bir asimilasyonla da karşılaştıkları bir gerçektir. Yani demokratik hak özgürlüklerin olduğu bir yerde herkes, sayısı ne kadar olursa olsun kendini inancı, düşüncesi anlamında rahatlıkla ifade edebilmelidir. Asıl sorun buradadır. Devlet kendine bir din yaratıp ve bunu da dayatırsa sayının bir anlamı kalmaz. Değil mi?

Alevilerin siyasal ve politik tercihlerinin "sol" "sosyal demokrat" olmalarını nasıl açıklayabilirsiniz?

Her anlamda ezilen, horlanan ve dışlanan, ayrıca merkezi otoritenin iyi bakmadığı bir inanç geleneğinden geliyor olmanız gelişen olaylara bakış tarzınızı da etkilememesi düşünülemez. Yani hep muhalif ve merkezin dışında tutulmanız karşıt bir duruş sergilemeniz sonucunu getirmektedir. Aleviler de bu durumu yaşamış ve sisteme muhalif olan, eleştiren, demokrasiden, hak ve özgürlüklerden yana tavır alan, mücadele eden solcuların yanında, içinde yer almaları konusunda bir mani, engel görmemişlerdir. Bir anlamda solcular Alevileri, Alevi oldukları için dışlamadıkları gibi, sahiplenmişlerdir. Ancak bu süreç içerisinde inançsal anlamda özü boşaltılmış ve değerlerimizden uzaklaştırmıştır. Kısaca her olayların çözümü, yorumlaması ve algılaması noktasında sol-düşünsel bir bakış açısının oluşmasına neden olmuştur. Ancak bu son yaşadığımız süreçte Alevilerde bir öze dönüş anlamında bir hareketlenme, kıpırdanma olduğunu gözden kaçırmamak gerekmektedir.

Alevi açılımını toplumsal açıdan düşünürsek, Alevilere bir yararı oldu mu? Veya nasıl bir kazanım sağladı?

Aslında ortada bir açılım falan yok. O yaşanması gereken bir süreçti, yaşandı. Kim neyi, Alevinin hangi sorununu çözdü? Ayrıca ortada Aleviler açısında bir kazanım falan da yok. Yani dün açılım adına söylenilenlerin hiç biri gerçek yaşamla örtüşmüyor. Sadece siyaseten söylenilmiş ve toplantı salonlarının duvarlarında asılı kalmıştır.

Alevi ile Kızılbaş farklı bir inançtan mı geliyor?

Hayır farklı inançlardan gelmiyorlar. Alevi, Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan ve temelinde insan sevgisi bulunan, her dine, mezhebe, insana saygı duyan, hoş görüyle bakan eline, beline-diline sahip inançlı kimselerdir. Kızılbaş ise, Allah’ı ve Resulü uğruna kendini adamış, onların yolunda canından ve malından vazgeçmiş, bir anlamda “ölmek var, dönmek yok” diyerek yemin eden ve yeminini başına sardığı kırmızı sarık ile ilan eden kişilerdir. Yine daha önceleri Sıffin savaşında da Hz. Ali ordusu başlarına kırmızı bağlamaları, yine Hayber kalesinin fethinde ordunun sancağı kendisine verilen Hz. Ali başına kırmızı sararak savaş alanına girmiştir. Ancak “Kızılbaş” sözcüğü Sünniler tarafında, Alevilere hakaret anlamında söylenmekte olsa da, Aleviler bunu Ehlibeyt sevgisi uğruna atılan bu taşı seve seve kabul etmektedirler. Kısaca Alevi ile Kızılbaş arasında Fark yok, aynıdırlar.

Alevilik bir mezhep mi?

Hayır Alevilik bir mezhep değildir. Bu sorunuza Pir Sultan Abdal’ın bir şiiri ile cevap verelim.

 

Sofi mezhebimi neden sorarsın

Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz

Gözlüye gizli olmaz ne ararsın

Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz

 

Eğnimize biz kırmızı giyeriz

Halimizce biz de mana duyarız

İmam Cafer mezhebine uyarız

Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz

Her kulun çırağın yaksa Hak yaka

Aleviler gelecekle ilgili umutlu mudurlar?

Elbette geleceğe ilişkin umutların olması doğaldır. Her insanın ve topluluğun geleceğe dair umutlarının olması gibi. Biz Aleviler de gelecek adına, güzel günler göreceğimizden, yaşamış olduğumuz olumsuzlukların çocuklarımızın yaşamaması anlamında umudumuz vardır, olmalıdır.

Alevilerin öze dönmeleri konusunda ne düşünüyorsunuz?

Umutluyum, güzel şeyler oluyor. Ayrıca gelişen teknoloji Dünyayı bir anlamda küçülttü, Yani Alevliği kulaktan duyma sözlerden öte kaynağından okuma, kaynağa ulaşma konusunda büyük imkanlar sağlamaktadır. Bu da öze dönüşte önemli bir etkendir.

Bu aydınlatıcı ve doyurucu sohbet için çok teşekkür ediyoruz.

Bana bu fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim.

 



Yorumlar

- selman
Allah muvaffak etsin.12 İmamı (as) hayatlarını ve amellerini yaşamımızda örnek alırsak kesinlikle ve kesinlikle dünyada ve ahirette kazananlardan olacağız inşallah.


- sırat
Ya Allah Bismilllah
Al-i Muhammed'i sevmek cehennemden kurtuluş, azaptan emanda olmaktır. Günahtan temizlenip zilleten kurtulmayı isteyen her Alllah kulu için Ehlibeyt-12 İmam(a.s)'ı sevmek ve takipçisi olmak kurtuluş kapısıdır. Hatadan arınmış 12. İmam(a.s)'ın takipçisi olmak ikiz olan Kuran ve Ehlibeyt rehberliğinde yol almaktır. Buda insanı dünya hapishanesinden kurtarıp zillleten ve her türlü beşeri eksiklik ve noksanlıklardan arındırarak Rabbine ulaştıran dosdoğru yoldur.
Bütün noksanlıklardan münezzeh Şanı Yüce Allah İslami zaferin hakimiyetiyle yeryüzüne adalet ve eşitliğ'i dolduracak İmam Mehdi(a.s)'nin zuhurunu yakın biz zelil kullarını ise alemin nuru Resullulah Hz.Muhammmed(s.a.a.s) ve Ehlibeyt'ine canı gönülden bağlı, Hak yolunda gayret sarfedip evvela nefsine karşı cihattan dönmeyen, sabır ve şükür kılıcını yitirmeyip vahiy emri Resulullah(s.a.a.s) sünneti Kuran ve Ehlibeyt'e itaat ve bağlılıkta en önde olup, dosdoğru yol, kopmayan sapasağlam kulp, kurtuluş kapısı Müminler'in Emiri Hz.Ali(a.s) ve evlatlarının velayetine, imametine sımsıkı bağlı olarak günah kirinden temizleyip zilletten kurtardığı kullları arasına katsın ve o pek şerefli makamda asılı tutsun. Amin



- hasen
Bismillah;
Rasulullah(saa) ve pak Ehl-i Beytine selam olsun.
Kardeşler; bahsedilen Alevilik Türkiye Aleviliği ise Caferilikle ne alakası var anlayamadım.Ben Türkiyedeki Aleviliğin 12 masum imamlar konusu hariç Caferilik'le hiç bir ortak yönü olmadığını düşünüyorum.Bakın Ezan okunurken eşeğiniz anırıyor,çarşaf giyen bayanlara kara böcekler deniliyorsa,alkol içmeyi caiz görüyorsa,ramazan orucunu farz kabul etmiyorsa,Aliyi(as)namazda vurdular artık namaz haram bize deyişleri söylüyorsa o Aleviyle CAFERİ mezhebi nasıl aynı olabilir.Maalesef Türkiyede Alevi diye adlandırılan kesim Caferi mezhebini bütün dünyanın araştırmasına vesile olan belkide benim gibi milyonlarca insanın şii,caferi olmasını sağlayan İmam Humeyni'yi(ra) sevmez ve ağır sözler söylerler...Bu kardeşiniz memleketinde birlikte aynı mahallede ,aynı sokakta yaşadığı komşularından daha fazlasınıda gördü emin olun.Bu ülkede Kemalizmi en ateşli savunanlar Alevilerdir.Teşhisi doğru yapalım ki tedavimizde doğru olsun.Bakın büyükbabamın adı osmandı ama ben adını Ali osman bilirdim. Alevi arkadaşlarının seni çok seviyoruz gel sana osman yerine Ali osman diyelim dediklerini ve ogünden sonra dedemin adının ALİOSMAN kaldığını dedem öldükten sonra öğrendim.Böyle bir ailede yetiştim.Yani tutuculuk değil benim düşüncelerim.
Sayın Rıza Bakırlı'yı taktir ediyorum.Fakat olmasını dilediğimiz olguyla yaşanan olgu çok farklı.Alevi toplumun inançlarıyla Caferi mezyebinin dusturları;Alevi toplumun yaşantısıyla Caferilerin yaşantısı çok farklı.Selam ve dua ile.


- Azad
Selamun aleyküm.Sayin hasen aynı şeyleri söylemek istiyordum fakat bugunki şartlardan ötürü söylemedim.Yeterince düşmanımızın oldgu bu dönemde bu yazının bizi birleştirmesi adına aradaki buzları ve sorunları eritmesi adına yazildigini düşündüm.İmamet inancı dısında anadolu alevisi ile caferi mezhebinin tek bir ortak yönü dahi yok..Yazınında iyi niyetle yazıldıgına kanaat getiriyorum.Şimdilik bunları konusmanın zamanı degil.Selam ve dua ile...


- Derya
selam aleykum, Senelerce öyle dışlanmış, öyle bastırılmış öyle korkutulmuşuz ki, ben küçükken okulda alevi olduğumu hiçbir zaman söyleyemezdim! Bizlere ehlibeyti unutturan ve unutturmaya çalışan müslüman görünümlü kalleşlerden bunun hesabını sorarız inşaAllah! Müslümanlık babanızın malı ya aleviler haşa dinsizdir, içkicidir namaz oruç bilmez... Zaten sizin ebu hureyre çanak yalayıcı dedenizin sözleriyle din öğrenmek istemiyoruz biz, muaviye dayınızdan da nefret ediyoruz! Aleviler nasıl bu hale gelmiş, bunun altında yatan nedenleri araştırdınız mı hiç? kim bizi bu hale getirmiş? Allah başta yavuz sultan selim olmak üzere bütün ehlibeyt düşmanlarının belasını versin! Allahumme salli ala Muhammedin ve ali Muhammed ve accil ferecehum vel en eda ehum...


- kasım
değerli hasen kardeşim.bu bahsettiğiniz konuların hepsi bu toplumun içerisinde bulunuyor belki.ben de bir aleviyim ve çok şükür ki rabbime bana da bilinçlenme yolunda vesile imam humeyni rahmetullahi aleyhtir.ben de imamı önceleri yanlış propagandadan dolayı pek benimsemiyordum.bilmeyene nasıl anlatılırsa öyle tanır.tarihsel süreci incelersek ve alevi kaynaklara da bakarsak elbetteki aleviler caferidir ve zulüm,baskı ve sonuçta oluşan cehalet bu toplumu bu hale getirmiştir.ama sayın bakırlının dediği gibi,aleviler,kültürel ve şekilsel açıdan farklılaşmış olsada temelde ehlibeyt sevgisi aynıdır.inşallah bizlerin ve sizlerin yaklaşımınız ve çabamızla inşallah bu fıtrat dini olan ehlibeyt yolunu öğrenecek,benimseyeceklerdir.ehli sünnet kardeşlerimiz de tanıyınca,elbetteki bu gene böyle olacaktır.nitekim inancımıza göre imam(a.f) geldiğinde müslümanlar tek bir safta toplanacaklar.NİTEKİM BİZİM MEKTEBİMİZ BÜTÜN İNSANLIĞA MERHAMET GÖZÜYLE BAKAR.Biz hiç kimsenin kalbini bilemeyiz.bizim görevimiz sadece anlatmak.başkasının farklılıklarından bahsetmek,onu dışlamak,ayrıştırmaktansa ortak noktalardan ve de ortak akıldan bahsederek insanların gönlünü fethetmek esas görevimizdir.gerisi rabbimize kalmış.imam cafer_i sadık(as):bize ziynet olun,utanç vesilesi olmayın diyor.yine;insanların büyük çoğunluğu mustazaftır" buyuruyor.insanlara bu gözle bakarsak,çoğunluğun hidayet ehli olabileceğini düşünerek anlatma,örnek olabilme yoluna gidebiliriz.vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh.


- hüseyin
pir sultan abdal derneği, türkiye alevi federasyonu gibi yapılanmalar ve benzerleri de alevi olduklarını söylüyorlar.
ali balkız'ın kendisi katıldığı bir televizyon programında içkinin haram olmadığını ima etti, üstelik bunu sünni müslümanları tahkir ederek yaptı.
alevi toplumu ne yazık ki mescitlere kördür, cemevleri denen garip bir yapının içinde resmi ideolojinin putu haline gelmiş zatın önünde saz çalıp ibadet yaptıklarını söylüyorlar.
chp'den milletvekili olmuş sabahat akkiraz bir röportajında hırsızların cemevlerine giremediklerini ama camilere girdiklerini söylemişti.
bunları şöyle bir toplarsak ne demek istediğimi anlarsınız.
kimsenin inancı beni ilgilendirmez, istediği şekilde inanır.
lakin kendi sapkın anlayışını ehlibeyt mektebine dayatamaz, o sapkınlığı ehlibeytle ilişkilendiremez.
bu isimlerin ve takipçilerinin türkiye'de islam düşmanlığı yapanlara destek verdiklerini, resmi ideolijinin yani ırkçı laik kemalist zihnin yanında olduklarını bilmeyen yok.
efendim muhaliflere sığınmışlar onlar da alevilere sahip çıkmışlar.
nerede ve nasıl sahip çıkmışlar?
dinden çıkmışlığın, küfrün ve küfürde ısrarcı olmanın muhalif olmakla ne alakası var?
chp denen askeri vesayet savunucusu partinin eteklerinde dolaşmak mıdır ehlibeyt taraftarı olmak?
biz bunlara kafir ve katil diyoruz.
birileride kurtarıcı gözüyle bakıyor.
allah ıslat etsin.


- BASİRET
TARİHSEL SÜREÇ VE SEBEBLER NE OLURSA OLSUN,ALEVİLERİN ŞU AN GELDİKLERİ NOKTA DİN DIŞI BİR NOKTADALAR.ACI BİR GERÇEK ...ŞİA ZEMİNESİNE OTURDUKLARI ZAMAN ÖZ BENLİKLERİNE KAVUŞACAKLAR.ŞU AN ŞİA YA YAŞANTI OLARAK SÜNNİLİKMİ YOKSA ALEVİLİKMİ YAKIN DERSENİZ VERECEĞİMİZ CEVAB SÜNNİLİKTİR.ALEVİLER "UĞRADIĞIMIZ ZULÜMLER BİZİ BU HALE GETİRDİ"GİBİ MAZERETLERE SIĞINMAK YERİNE ŞİA YA DÖNMEK İÇİN ÇABA SARFETSİNLER.


- can1
Allah kimin riyakar kimin içten olduğunu en iyi bilendir.. türlü herzeler yiyip başımızda müslümanız diyenler kaç yıldır iktidarda sorarım size ey akıl sahipleri. bunları kim seçti.. kusura bakmayın fitnelerin icadı biz Aleviler değiliz. Alevilerin namazları oruçları kendilerini bağlar hesaplarını Allah'a verecekler. gün gelir mektebi irfanı ilimleri bu siteyi takip eden biz Alevi gençleri sel gibi çoğalırız. bu sorun değil, azlık çokluk mesele değil. önemli olan niteliktir. günde beş vakit namaz kılıp türlü herzeler yemek değildir müslümanlık. evet birçoğu namaz kılmıyor bunun sebebide cahilliktir. belki Ehl-i Beyt yolunda şuan çok geride kaldık ama şerefimizden vazgecip şerefsizlerin yanında saf da tutmadık. siz fotoğraf çekip olayı gösteriyorsunuz bunu herkes biliyor aksini söyleyecek değilim. amel ile siz örnek olun sukut zaten anlatacaktır herşyi...bu yazımda karşı bir yazı değildir. bütün okurların ve yorum yazarların birbirimizin iyiliği için yazdğını düşünüyorum. ama birşeylerin değişmesi gerçekten çok zor. bu yüzden şekle değil nitelikli çoğunluk olmaya bakalım bir olmaya, kardeşliğimizi pekiştirmeye bakalım.


- selman
Hüseyin bey.neyin haram neyin helal olduğunu aleviler çok iyi biliyor.bize din tüccarlığı yapmaya kalkışmayın.kuranı kerimde neyin helal neyin haram neyin mekruh ve neyin şeytani amel olduğunu açıklıyor.birkere domuz eti, kumar, kanlı yiyecekler (çiğköfte mesela)
ölü eti ve özellikle faiz tamamen ve katiyen haram kılınmıştır.acaba sen ve senin gibiler ve partileriniz yıllardır iktidarda neden faizi,kumarı yani loto ve iddia denen oyunları ayrıca çiğ köfteği yasaklamıyor.Aleviler kadar samimi değilsiniz. İslam dinini herkes işine göre tertipliyor. bizi kandıramazsınız. içki , faiz ve kumardan daha fazla haram değilidr.


- levent
Selam,
Aleviler, bu toprakların mazlum, zayıf bırakılmış ve inandığı gibi yaşamaması için her türlü komplo, dejenerasyon ve katliama rağmen dimdik ayakta durmayı bilmiş olan ehlibeyt dostlarıdır....
Onlar rahmetli İmam Humeyni r.a'nın dediği gibi ''bu ümmetin yetim evlatlarıdır... ''... Akaid olarak da Şia'dırlar.... Üzerlerinden yüzyıllardır silindir gibi geçilen bu ehlibeyt dostlarının günümüzde ameli boyutta Şia'dan farklılıklar gösteren hususları, kendilerini zulme karşı korumak için yaptıkları davranışlarken zamanla bunlar kemikleşmiş ritüeller haline dönüşmüştür...
Alevilerin anadoludaki takiyyesi daha ilk anadoluya gelen erenlerden önceki temsilcilerine dayanır... Bugün özellikle ege ve akdeniz bölgesi ile güneydoğu anadolu bölgesinde birçok alevi o zamanın bizans (daha sonra da Osmanlı) zulmünden kurtulabilmek için kiliselerde ibadet etmek zorunda kalmışlar ve kendilerini bazen kiliselerde hıristiyan gibi, bazen de bir şaman gibi göstermek zorunda bırakılmışlardır... Aleviler bu ümmetin yetimleridir... Onlara zulmetmeyelim ve yetimin hakkını yemeyelim...

Bir olalım, iri olalım, diri olalım...

vesselam...


- canpolat
Alevilerin özü Şiiliktir. Bize Alevi ismi 19. asırdan sonra veridi. Öncesinde bize kızılbaş, rafızi, caferi, şii deniyordu.
İnanç olarak Alevilik=Şiiliktir. Ancak Bektaşi tarikatından Alevilik içine sızanlar Alevileri Bektaşilik teori ve pratikleriyle asimile ettiler. Alevilerin özünden yani Şiilikten uzak olmalarının müsebbibi bu oyunları tezgahlayanlardır, Bektaşilerdir.
Aleviliği anlamak için Alevilik ile Alevileri birbirinden ayırmak gerekir. Asıl gerçek Alevilik Şiiliktir. Ancak günümüzde kendini Alevi olarak kabul eden isimlendiren toplumun büyük çoğunluğu Şiilikten uzaktır. Bir kısmı, Allah'ı inkar eder; bir kısmı Peygamber'i inkar eder; bir kısmı Ehlibeyt'i inkar eder. Başka bir kısmı büyük bir kısmı Allah'ı, Peygamberi ve İmam Ali'yi tanır, inkar etmez. Ancak pratik boyutunda Bektaşî uygulamaları uygularlar.

Aleviyim diyen toplumun velayeti tanıyarak tekrar yücelmesi için özüne dönmesi gerekir. O gerçek Ehlibeyt yoluna, öze ulaşma yolundaki en büyük engellerden biri de Bektaşiliktir.


- Osman
sa
Yazarın belirttiği gerçekler bazı arkadaşlarımızın zoruna gitmişe benziyor.Eğer onlar Alevilerin yerinde olsaydılar,şimdi böyle bol keseden atmazlardı."Sünniler bize daha yakın" diyen arkadaşlara Allah hayırlı etsin diyoruz.Onlar yolcuya bakıp yolu değerlendirenlerden.Yorumlara bakıyorum da,demek Şiilik de çeşit çeşittir.Bazıları olumlu,bazıları olumsuz bakıyor veya Alevilerin öze dönüşünden rahatsızdırlar.İçki içiyorlarmış,size binlerce içki içen şii,sünni, gösterebilirim.Her türlü yolu mübah sayanlar,yaşantılarını Kuran'a göre mi ayarlıyorlar.Yapmayın,artık herkes biri birini iyi tanıyor.Yazarın yazdığı gerçeklere sırtınızı dönmeyiniz.


- cemal
Madem Alevi kökenli bir yazar,ben onun yerinde olsam bu tip insanların olduğu bir yere yazmazdım."Sünniler bize daha yakın" diyen Hüseyin;inanıyorum Arap şehleri,Vahabbiler,Taliban size çok yakın,ama biz Alevilere onlar uzaklar.Sizin onlardan farkınız yok aslında.Ama Ehli Beyt mektebi sizin babanızın mektebi değildir.Buyurun gidin onlarla çalışın.Ancak Allah bu tip zamanlarda insanların gerçek yüzlerini ortaya koyuyor.Demek siz öyleyseniz,bundan sonra sizinle hiç bir konuda ortak yönümüz olamaz.


- Cafer
Ben yazarı bu tip siteye yazı yazdığı için kınıyorum.Bunlarla hiç bir benzerliğimiz yokken,alevileri, şiilere yaklaştırmaya çalışıyor.Yorumları okudum ve bunlarla beraber olamayacağımızı anladım.Allah sadece bunların,Ehl-i Beyt bunların akrabaları,İslamiyet tapulu malları.Yok öyle,vahabbi gibi davranmak.Sıkıyorsa onlarla uğraşın.En kutsal saydıklarınızı yerle bir ediyorlar.Ama Aleviler mazlum ve Ehli Beytin yetim evlatları oldukları için"vurun abalıya" mantığıyla yükleniyorsunuz.Bu yolun bir sahibi varsa onlar da Alevileridir. Bunu o tip kişiler kafalarına soksunlar.


- hasen
Kalplerdeki sırları bilen,Hidayet edici Allah'ın(cc) Adıyla;
Rasulullah(saa) ve pak Ehl-i Beytin'e(as) salat ve selam olsun
Kardeşler; acizane yaptığım yorumla Alevi toplumu incitmek,yada dışlamak gayesinde değildim."teşhisi doğru yapalım ki tedavimizde doğru olsun"demişim,yine aynı şeyleri söylüyorum.
Muaviye sünni olduğum dönemde de dayım olmadı ki şimdide dayım olsun.Ebu hureyre,yavuz ve daha bir çoklarının varlığı mevcut gerçekleri değiştirmiyor maalesef.Şunu demek istiyorum;sünni bir ailede doğup,büyüyen şiayı bidat ehli,sapıklar olarak bilen insanlar hidayeti arayıp nasıl hak edip Hadi olan Allah(cc) onlara hidayet nasip ettiyse Alevi kardeşlerimiz de kendi yanlışlarını görüp doğrulara ulaşmalı değillermidir.
Kardeşler;adlarını ezberlediğim,fetvalarını gücümün yettiğince öğrendiğim sünni alimlerin,kurandan sonra en güvenilir dediğim kaynaklardaki hadislerin yanlış hatta taraflı,uydurma olduklarını ilk duyduğumda yada okuduğumda hissettiklerimi geçmişde sünni olan kardeşlerim ancak bilir.Gerçeği arama yolu,hemen savunmaya geçip suçlu aramak,dayınız,amcanız,dedeniz diyerek kendimizde olanı görmemek değildir.Allah(cc)aşkına 14 masum-u paka(as) inanan Alevi kardeşlerim ONLARIN(as)hayatlarını merak edip farklı kaynaklardan okumuşlarmıdır kendilerine sorsunlar bir kerre.Okudular ise Onların(as) yaşantılarıyla kendi yaşantıları arasındaki ortak yönlerle farklı yönleri orantılasınlar.Şunuda belirtmek isterimki herhangi birilerini İslam dairesi içine sokmak yada çıkartmak benim haddim değil böyle bir amacımda olmadı.Ben sadece Caferi mezhebiyle Türkiye Aleviliğinin görebildiğim farklarından bir kaçını acıda olsa yazdım.Dost acı söylermiş babında kabul edilsin.Allah(cc)kalplerdekini bilendir.Allah(cc)bizleri sünni,alevi,şii hepimizi nimetlendirdiklerinin yoluna(Rasulunun(saa)ve Ehl-i Beytinin(as)yoluna)iletsin çünkü O(cc) Hadi olandır.selam ve dualarımla.



- huseyn
Merhaba katılımcılar, konuşmaktan maksat,kamil vicdan örnegi
olmakmıdır,yoksa cehaletin
degirmenine su taşımakmıdır;Maksadını aşan
yorumlar sizin kibrinizi okşayabilir ama KarşınızdakIne
zulum olur.Bu sitede gördügüm en
büyük hastalık,kendilerini mùçtehid zanneden ama
insan gerçegine uzak belki de çok kitap okuyan ama
sosyolojIk hiçbir bilgi ve deneyimi olmayan kişilerin
ahkam kesmesidir.Bazı arkadaşların sunni reflekslerle
hareket etmesini çok görmùyorum,sonradan ehlibeyt
dostu olmaları ya da sosyal zeminin sunni etkisinde
oldugu mıntıkalarda yetişmiş olmaları,duygusal olarak
ehlibeyt mirasıyla tarihsel baglarının olmayışından
kaynaklıdır,eger bu tarihsel mirası,aileden devralsalardı
bu iki cenah arasında,Peygamberin hicretinden bu
yana savaş oldugunu ve ne zaman ehlibeyt dostları
bunlara el uzatsa bir haínlikle mukabele ettiklerini
bílirlerdi bunu bilmezlikte olan gurup belkide bilincİnde
olmayan zamane haricileridír.
Sosyolojik farklara bir kaç örnek verilmeli apayrı
hafızalara sahip olduklarını anlamak için,hep namaz
ve oruç zemininde temellendirmek dogru degildir bu
Cumhurıyetın ve sekùler anlayışın bütün kesimleri
mecbur kıldıgı bir sürecin sonucudur,senin inancını
ilkel bulacak,begenmeyecek seni sersem sanıp,
efendi köle ilişkisiyle seni makbul olan inanca
(Cennet için tapuda dagıtıyor bunlar) zorlayacak,
bu kerbeladan bu yana onurlu olmayı tercih edenlerin
reddettigi bir yoldur(zamane haricilerí de bunlara
çok benzer,sözde çok bilmiş oldukları için aynı yola
tevessùl etmektedirler.) Oysaki bu yol gönül yoludur,
sevgi yoludur,nazi subayı gibí"Sen böyle namaz kılma,
bõyle oruç tutma,sapık,kafir...)Diye bagırıp çagırmakla
olmaz eger geçer akçe bu olsaydı,bin yıldır bu insanlar
kıyımlara ugramak yerine bu yoldan Vazgeçerlerdi,
bu toplum "yetim" olabilir ama korkak ya da kişiliksiz
degildir;herzamanda cesurca mùcadele etmiştir.
Ehlıbeyt dostları(anadolu alevileridir kastım) çocuklarına bekir,osman,ömer,ayşe,muaviye vs isimleri koymaz,
kerbelaya huseyne masumlara gözyaşı döker,
muaviyenin Sahtekarlıgına bıyık altından gülüp akıllı
adammış demez,masumların susuzluktan kırılmasına,
Allah isteseydi susuzluktan kırılmazlardı demekki...
deyip sırıtmaz,velayeti muaviye sancagını tutanlar gibi,,
Reddetemez,mehdiye inanır vs sen şimdi git vahabiyi,
talibanı vs yakın gòr kendine Allah rızası için aleviyi
Uzak gör kendinden,muaviye şeytanının sancagına
sarılmıyorlar diye...ugurlar olsun sen gibilere...(Ha bu
arada da imanlarına can feda baglı oldukları gibi cahilde
degildirler ibadetide bilirler,duayıda,namazı da bilirler
Orucu da,devlet caferI camilerinin önüne binbír túrlù
engel çıkartmasa onlarda bilir kimin rehberliginde secde
edecegini,susuyorsak bilmezlíkten degil,
tesiri olmayacagından,ayrıca toplumun her üyesini
alimler gibi yetişmiş kabul ederek genelleme yapmak
Ya da olumsuz örnekleri genel geçer kabul etmek kõtü
niyet degilse cahilliktir,siz yarım doktor gibi teşhis tedavi
Gayretiyle CAN kaybına neden olacagınıza gõlge etmeyín
başka ihsan istemez)...SELAMETLE.


- huseyn
Hükümet çamlıcaya ecdadının eserlerini geride bırakacak
Camii yapacagına ülkenin her şehrine caferi anlayışına
sahip insanların gidip toplanabilecegi,cem olabilecegi
Seyitlerin imamet edecegi mekanlar yapsın,adı mescIt
Olsun,cami olsun,cemevI olsun farketmez ama muavIyeye
"Hazret" demiyecek islam anlayışına sahip müminlerin
gidecegi bir yer olsun,ondan sonra bu çok "müşfik" şii
Kardeşlerimiz hani Alevilerin amellerIni pek bir içaçıcı
bulmuyorlar ya (takvada üstünlügü Allahtan,Allah bIliyor)
gIderler o mekanlara inşallah begenmedikleri kardeşlerine
saygıyla nazari dehalarını sergIlerler,AlevI kardeşlerini
begenmeyecekleri yerde biraz da hırsıza suç bulsalar.
En azından gelecek nesillerin kaybedilmesini önlerler.


- ali ekber
slm ben kızılbaş alevilerindenim ve ömerin osmanın uydurduğu dine inanmıyorum bizim özümüz kurandır. yavuzdan, 2. mahmuttan azmı çektik sistem kendini kotumak üzere inşaa edilmiş. bne aleviliği kendim araştırıp öğrenmeye çalışışıyorum. bizim ibadet hanelerimizi tanımayıp kendi öğretilerimize izin vermeyen zihniyet sonra çıkıyo neden diye soruyo eğer bilmiyorsak bu sizin ayıbınız. sünni değiliz olmayacağız.

Son zamanlarda Aleviliği İslam dışına çıkarmak için çabalıyorlar ve bu konuda çeşitli görüşler ortaya atıyorlar bende bu görüşleri irdeleyeceğim bu kişilerin dayanakları nedir önce bunu inceleyelim.....

-Aleviler Neden Namaz Kılmazlar?
-Alevi kadınları neden türban takmazlar?
-Aleviler neden ibadetlerinde kıbleye yönelmezlerde insana secde ederler?
-Aleviler neden ramazan orucu tutmazlar?...

gibi gerekçeler ortaya atıyorlar bende bu konuda yazı yazmış bazı kişilerden alıntılar yapacağım bazı konularda ise kendi bildiğim ölçüde cevap vereceğim

-Kur'anda Namaz Varmıdır?

Kur'anda namazla ilgili birçok ayet vardır ama namaz kelimesi farsça bir kelimedir ve arapçası salattır türkçeside duadır.Ama bu kelime zamanla sunnilerin ibadet anlayışına indirgenmiştir ama Aleviler bu konudaki tüm baskılara rağmen cem ibadetinden asla taviz vermemişlerdir ve taviz vermeyecekler.

Ayrıca Kur'anda namazdan(duadan) bahsederken genelde kişisel bir ibadet olduğuna işaret edilir namaz kıl der ama bir ayette cuma günü topluca ibadet edilmesi gerektiğini belirtir Alevilerde bunu uygularlar ibadetlerini perşembeyi cumaya bağlayan gece yaparlar ve Aleviler için bu zaman dilimi cuma günüdür

Kur'anda secde ve zikrin çok önemli olduğu vurgulanır Alevilerde cemlerinde zikir ve secde ederler yani Alevilik tamamıyla Kur'an kaynaklıdır....

-Kur'anda Türban Varmıdır?

Türbanlıların gerekçesi olan NUR SURESİ AYET 31:

İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler; gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar ve tövbe edin hepiniz Allah'a ey inananlar da kurtulun, erin muradınıza. *

Bu ayette bahsedilen göğüslerin örtülmesidir çünkü İslam öncesi ve İslam geldikten sonra
kadınlar göğüsleri açık olarak dolaşıyorlardı bu yüzdende bazı kadınlara iftira atıyorlardı bu nedenle bu ayet inmiştir

Ayrıca Kur'anda örtü manasına gelen HIMAR kelimesi geçer ama önüne baş kelimesi koyulmamıştır eğer bu ayette geçen baş örtüsü olsaydı ALLAH hımar sözcüğünün önüne baş kelimesini koyardı

Bu konuda son olarak söylemek istediğim başörtüsü geleneksel olarak takılmalı başörtüsünü dinin gereği olarak görmemek lazım çünkü başörtüsü kadim bir gelenektir eğer başörtüsünü dinin gereği olarak lanse edersek İslama ekleme yapmış oluruzki bu günah olur.....

-Kur'anda Kıble Anlayışı

BAKARA 144:

Gerçekten de yüzünü göğe çevirip arandığını görmekteyiz. Seni, razı olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Hadi, yüzünü Mescidi Haram'a çevir. Siz de Nerede bulunursanız bulunun, yüzlerinizi o tarafa döndürün. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki bu, Rablerinden gelmiştir, yerindedir, gerçektir ve Allah, onların yaptıklarından gafil değildir. *

BAKARA 145:

Andolsun ki sen, kendilerine kitap indirilmiş olanlara bütün delilleri getirsen gene de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uymazsın. Zaten onların bir kısmı da bir kısmının kıblesine uymaz. Bunu iyice bildikten sonra artık tutar, onların dileklerine uyarsan şüphe yok ki zalimlerden olursun.

Bakara 144 te Seni,rıza olacağın bir kıbleye yönelteceğiz ve Bakara 145'te
sen onların kıblesine uymazsın onlarsa senin kıblene uymazlar ifadelerindende anlaşılacağı üzere Kur'anda kıbleden kasıt görüş,düşüncedir yani Mescidi Harama dönün derken şekilsel olarak kıbleye yüzünü dönün demiyor fikir olarak Mescidi Harama dönülmesi gerektiğini bildiriyor ama ayetleri zahiri olarak yorumlayanlar bu ayetleri anlayamıyorlar ve bazı kendine Aleviyim diyenlerde kıble anlayışını malesef anlayamıyorlar ve zahirilerle birlikte hareket ederek Aleviliği İslamdan koparmaya çalışıyorlar......

-Kur'anda Ramazan orucu varmıdır?

Bu konuda değerli dedemiz Sinan Boztepenin yazısına bakalım(ayrıca yazıya geçmeden önce şunu belirteyim Kur'an iniş sırasına göre kitaplaşmamıştır bunu belirtmekte fayda var..)

RAMAZAN ORUCU GERÇEĞİ

Sinan Boztepe DEDE

Orucun Arapça kelime karşılığı, “savm ve siyam” olarak geçer. Savm; hareketsiz kalmak, susmak anlamındadır. Kuran, savm kelimesinin, oruç tutmak ve susmak anlamında iki şekilde kullanıldığını işaret eder. Kişi aklen, fikren, ruhen ve bedenen oruçlu ise, yüce yaratıcının işaret ettiği ibadeti yerine getiriyor demektir. Orucu sadece açlık olarak algılayan, orucun asıl vasfına eremeyip kötü fiillerden uzaklaşamayan bir kişi, aç kalarak bedenine eziyet etmiş olur. Ya da diğer bir deyişle, yarım iman etmiş olur.

Cenabı Hakk, Kuran’da "Biz her ümmet için ayrı bir yol şekli öğrettik" (Hacc suresi, Ayet 67) diyor. Bu ayetin güzelliğine bakın. Ne diyoruz; 72 millet var, demek ki her milletin kendine özgü ibadet şekli olmalı. Çünkü Allah öyle buyuruyor. Eğer yüce yaratıcı istese idi her millete aynı ibadeti öğretirdi. Herkes aynı şeyleri yapardı. Öyle ise, insanları yaptıkları ibadetlerden ötürü hakir görmemek gerekir. Bırakın efendim, isteyen istediği gibi inansın ve ibadetinin gereğini yapsın. Senin ibadetin yanlış, benimki doğru demek, Allah’ın emrine karşı çıkmak demektir.

Tüm bu açıklamalardan sonra Ramazan orucuna gelelim. Bu yazımda kimsenin ibadetinin doğruluğunu veya yanlışlığını yargılamak gibi bir telaşım yok, aslada olamaz. Herkese inanç sahibine sonsuz saygı içerisindeyiz, tek istediğimiz şey bizim duyduğumuz saygının bir nebzesinin de bize duyulmasıdır.

Ramazan orucu ile ilgili Kur’anda tek bir ayet vardır, o da Bakara suresi 185. ayettir: "Ramazan öyle bir aydır ki Kuran o ay içerisinde indirilmiştir. O Kuran ki doğru yolun apaçık inandırıcı belgelerini taşıyıcıdır, doğru ile eğriyi ayırt edicidir. Öyleyse içinizden bu aya erişenler oruç tutmalıdır. Hasta olanlarla yolculuk edenler için tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir. Allah size kolaylık göstermek ister, yoksa güçlük göstermek istemez. Bu da o sayılı günü tutmanız, sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah'ı ululamanız, ona şükretmeniz içindir."

Bu ayet dışında Ramazan orucunun zikredildiği tek bir ayet dahi yoktur. Ama gelin görün ki, Bakara suresi ayet 183. ayette Ramazan ayının R' si dahi geçmezken; Türkçe meallerde Ramazan orucu olarak vurgu yapılmıştır. Şimdi Bakara Suresi 183. ayete bakalım: “Ey iman edenler! Oruç, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de farz kılındı. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.” Ama gelin görün ki, Türkçe meallerde “Ey iman edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de Ramazan orucu farz kılındı. Ta ki günahlardan sakınasınız” diye geçer. Arapça’sında Ramazan ismi geçmezken, orucu meşrulaştırmak için, Allah’ın kelamına kalem katmak, bir âlime yakışır mı? Eğer o ayette Ramazan orucu vurgulanacak olsaydı, Cenab-ı Hakk kendisi Yüce kitabına yazdırırdı. (Ve ayetlerin geliş sırası, birçoğunun sandığı gibi değildir. Örneğin; Bakara Suresi 47. ayetin ardından 48. ayet gelmemiştir, başka bir surenin başka bir ayeti onu tamamlayıcı olarak gelmiştir.) Fecr Suresi 1. 2. 3. ayetlerin ardından Bakara Suresi 183. ayet nail olmuştur. Fecr Suresi ise Muharrem orucunu vurgular. Demek ki, Bakara 183. ayet Muharrem orucunun teyitidir. Allah, biz inananların üzerine Muharrem orucunu farz kılmıştır. Âdem Peygamberden buyana, tüm Peygamberlerin tuttuğu bir oruçtur.

Bakara Suresi 185. ayet, Hz. Muhammed’in peygamber oluşunun 15. yılında nail olmuştur. Öyle ise peygamber, 15 yıl boyunca hangi orucu tuttu? Ya da hiç oruç tutup ibadet etmedi mi? Bakara Suresi 183. ayete tekrar dönelim “sizden evvelkilere farz kıldığımız gibi…” diyor, Ramazan orucunun tebliğ zamanı belli, evvelki insanlar hangi orucu tuttu ki o orucu bize farz kılıyor. MUHARREM.

Tekrar konumuza dönecek olursak, ayet 185. ten de anlaşılacağı üzere, sayı belirtilmemiş, aksine tekil bir bildirim yapılmıştır. "Oruç tutmalıdır" diyor, “oruçları tutsunlar” demiyor, yani çoğul değil tekil bir bildirim var. Ve bir diğer husus şudur ki; "tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir" bu cümlede de tekil bir bildirim var. “Tutmadığı günleri” demiyor, “tutmadığı günü” diyor. “Bu da o sayılı günü tutmanız” diyor, peki nedir o gün? Dostlar tek bir gün bildirimi var, o gün diyor. Dikkat edecek olursak “Bu da o sayılı günüleri tutmanız” demiyor. Çoğul sayı yok.

Demek ki birilerinin savunduğu gibi 30 gün değil de; sadece bir gündür. O gün ise, Kuran’ın nail olduğu gün, yani Ramazan aynın 27. günü; Kadir Gecesi’dir.

30 Gün tutanlar bunu neye dayanarak tutuyorlar? Kuran gayet açık, tekil bir bildirim var ve Yüce Yaratıcı asla sayı bildirmemiş. Peki, neye dayanarak 30 gün tutuyorlar? Ne yazık ki Emevi’lerin Arap gelenekleri “Din” olup, Ramazan ayında da karşımıza çıkıyor.

Bazı kesimlerde şunu savunmaktadırlar; Hz. Muhammed’de 30 gün tuttu! Peki, bende şunu sormak isterim: Hz. Peygamber bu orucu tutarken, sizler onun yanında mıydınız? Eğer Hz. Muhammed Mustafa böyle bir oruç tutsaydı; onun her davranışını kendisine örnek alan Ehlibeyt, bu orucu devam ettirirdi. Hz. Muhammed için canını, serini veren, ailesi ve onun devamı olan Seyyidler, bu orucu tutmadıysalar, bu Araplara bir tepki değildir! Olan bir orucu ret değildir! İslam Dininde olamayan bir orucu, daha sonradan dini içtihat olarak dine soktukları içindir. Olmayan bir ibadeti de çok haklı olarak yapmamışlardır.

Tüm bunların ışığında gelinen sonuç şudur; olmayan bir ibadeti icraa eden büyük bir çoğunluk var, biz Aleviler de onlara saygı duyuyoruz. Ama bize de oruç tutmuyorsunuz diye tepki göstermesinler, bizler Hakk-Muhammed-Ali yolunda gidiyoruz. Üstte de vurguladığım, Allah’ın Âdem Peygamberden buyana farz kıldığı Muharrem orucunu tutuyoruz.

Muhammedi anlayış ile hayatını şekillendirenlere aşk olsun.
Muhammed Mustafa’yı, İmam Aliyy-ül Murtazayı biz insanlara yolladığı için ulular ulusu Yüce Allah’a hamd, aşk-ı nur Ahmed-i Muhtar’a ve Pak Ehlibeyt’ine binlerce defa salât ve selam olsun…


yazıyı bitirmeden önce şunu belirtmek istiyorum Aleviliği İslam dışına çıkarmaya çalışanlara kanaatimce gerekli cevaplar verilmiştir ama bazı kişiler yinede gerçekleri görmeyecek ama gerçekler her zaman vardır ve bu gerçekleri bildirecek kişilerde olacaktır
***
Bismihi Teala,
Selamun aleykum
Sayın "ali ekber" beyefendi, yorumunuzun bir çoğu tefsiri birey dediğimiz kişisel bir yorum türüdür. kesinlikle doğruları yansıtmamaktadır. Bu dedikleriniz ne Öz Muhammedi İslam olan Ehlibeyt mektebinin görüşüdür ne de öz Aleviliğin. bu görüşler tahrife uğratılmış Aleviliğe ait görüşlerdir. Ehlibeyt imamlarının hayatını bir kez daha okumanızı tavsiye ediyoruz. 14 Masumun (a.s) hayatını okursanız bu dediklerinizin ne kadar dinle bağdaşmadığını görürsünüz. Bizlerin üç teme ilkesi bulunmaktadır. Kur'an, 14 Masumun söz ve ameli ve saf akıl. bunlar birbirlerinden ayrılmazlar... Sizinle polemiğe de girmek istemiyoruz. sizden ricamız bir alevi olarak Ehlibeyti tarihi olarak okumanızdır... Editör.


- Hüseyni
Aleviler ,Muhammed Ali nin unutulan Şia larıdır.

Biz Aleviler,atalarımızdan,Caferi oldugumuzu ögrendik.Atalarımızın elinde kaynak kitap,Alim,ilim havzalarına gidiş geliş olmadıgı için,Caferi teorik ve pratiklerini ögrenemnedik.yani Hüccet tamamlanmadı.

Aleviyim diyen bir kişi,araştırınca,tek ulaşacagı sonuşç,islam ve Ehlibeyt mektebidir.

seyyid sinanların,pir sultan derneklerinin,h.bektaş kültür merkezlerinin,verdigi demeçler,bizler için HÜKÜMSÜZDÜR.

Biliyoruzki,bu başı boş cevreler,komitacı birlikler,sünnilerle el ele verip,Alevileri,İslamın dışına atma çabasındalardır.Ehlibeyt mektebinden,Hüseyni kıyamdan uzaklaştırıp,sömürmek istemektedirler.

Sünniler ve başı boş,bektaşi birlikleri,el ele verek,cemevlerini açmış,Alevi yada bektaşileri,sazla,deyişle uyutmak istemişlerdir.fakat Alevilerin uyanışı ,imam Mehdi a,f nin zuhurunun yaklaşmasına paralel olarak,başlamıştır.

ve şunu diyoruz,bizler kimlik arayışıytla,oyalanacagımıza,her kelimeye anlam yüklemek zorunda kalacagımza,MEHDEVİYİZ diyoruz,çünkü,imam mehdi a,f nin çagdaşıyız...

ya Ali....



- Eren Cem
Sinan Boztepe Dede ismi kullanılarak "Ramazan Orucu Gerçeği" diye bir konu yazılmıştır, b uyazı asla ve asla Sinan Dedeye ait değildir, birileri onun adını kullanmış ve Alevileri etkilemek için bu yazıyı yazmışlardır. Sayın editör, sizden ricamız bu tür karalayıcı ve Alevileri aldatıcı yazıları kaldırınız.


- Eren Cem
Sinan Boztepe Dede ismi kullanılarak "Ramazan Orucu Gerçeği" diye bir konu yazılmıştır, b uyazı asla ve asla Sinan Dedeye ait değildir, birileri onun adını kullanmış ve Alevileri etkilemek için bu yazıyı yazmışlardır. Sayın editör, sizden ricamız bu tür karalayıcı ve Alevileri aldatıcı yazıları kaldırınız.


- sinan
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİ

Bakın ben de bir Anadolu Alevisi çocuğuyum.
Benim dedelerim hem namaz hem de cem ehliydi ve Kuranı Kerimi de ellerinden düşürmedikleri söylenir. Bir dedemi yaşarken görmüştüm, ibadet ehliydi, dede sen neye göre amel ediyorsun diye sormuştum, o da cevabında; ben Caferiyim oğlum demişti, kaynağın var mı dedim, var dedi eski türkçe bir kitaptı ve namaz ve oruç hakkındaydı.
Gördüğünüz gibi ta günümüze kadar ulaşan bu hasletler neyi göstermektedir? tabii ki geçmişten günümüze kadar eriyerek gelen Anadolu halkı arasındaki Ehlibeyt öğretisini değil mi? daha evelden böyle insanlar daha çoktu, beş vakit namaz kılanlar özellikle cuma namazını kaçırmayanlar daha çoku.
Ben de uzun süre bir boşluktan sonra İslam islamdır dedim ibadete yöneldim Hanefiliği seçmiştim, akrabalarım için üzülüyordum namaz kılmıyorlar diye, bir gün şöyle bir rüya gördüm: akrabalarımın bütün yaşlıları hadi öne geçte arkanda namaz kılalım dedile, biraz utanarak ta olsa sevinerek kamet getirmek için niyet ettim ve Hanefi inancına göre namaz kılmaya niyeti içimden geçirdim.
İki rekat kadar kılınca yan gözle gördüğüm neydi biliyormusunuz? arkamda hiç kimse kalmamış ve cemaati terk etmişlerdi.


- Hasan Hüseyin
sa
Sayın Bakırlı biz Dersimliler olarak seninleyiz.Allah razı olsun sizden olsun.Böyle güzel yazılarınızı bekliyoruz.İnş. daha detaylı olarak Alevilikle ilgili yazarsanız seviniriz.Gerçekten mektebimizle ilgili birşey bilmiyoruz. Yazılarınızı bekliyoruz.


- Hasan Hüseyin
sa
Sayın Bakırlı biz Dersimliler olarak seninleyiz.Allah razı olsun sizden olsun.Böyle güzel yazılarınızı bekliyoruz.İnş. daha detaylı olarak Alevilikle ilgili yazarsanız seviniriz.Gerçekten mektebimizle ilgili birşey bilmiyoruz. Yazılarınızı bekliyoruz.


- Ahmet ÖZAYDIN
YÜCE ALLAH BİZE BÖYLE BİR HAK DİN'İ YAŞAMA FIRSATI VERDİĞİ İÇİN BİNLERCE KERE ŞÜKREDEREK HAMD EDİYORUZ,,,, TÜRKİYENİN SAHİL BOYUNDAKİ OTELLERDE GÖREV GEREĞİ BULUNMAM ANINDA,,,,ORADAKİ İNSANLARIN VE ÖZELLİKLE TURİSTLERİN ÖMÜR BOYUNCA İSLAM DİNİ GİBİ BİR NİMETTTEN HABERLERİNİN OLMAYACAĞI OLMAYACAĞI; HATTA ÇOCUKLARININ VE NESİLLERİNİN BÖYLE BİR DİNDEN HABERSİZ YAŞAYIP BU DÜNYAYI TERKETMELERİ,VE ONLARA HİÇ BİR FAYDALI ELİN UZAYAMAYACAĞINI GÖRDÜKÇE EN DERİNDEN O İNSANLAR ADINA ÜZÜLÜYORUM BİR MÜSLÜMAN OLARAK....HIRİSTİYANLIK YAHUDİLİK YÜCE YARATICIMIZ TARFINDAN GÖNDERİLDİ ANCAK BU KAVİMLER İLAHİ BUYRUKLARINI NEFİSLERİNE UYDURMUŞLAR VE DİNLERİNİ HAK OLMAKTAN ÇIKARMIŞLAR KENDİ ELLERİYLE....MALESEF BU GÜNÜNÜN TÜRKİYESİNDEDE 1900 YILINDAKİ 100 BİN İNGİLİZ MİSYONERİN BEYİNLERDE KALIPLAŞTIRDIĞI ATALAR DİNİ OLAN İSLAM HAKİM....KURANIN ÖZÜNE İNEBİLEN MÜSLÜMAN SAYISI TÜRKİYEDE ÇOK AZZZZ.,,,,ÇOK AZZZ....EHLİ BEYT YOLUNUN YOLCULARINA SELAM OLSUN....TERTEMİZ BİR İSLAMI BİZE ULAŞTIRDILAR 21.YÜZYILDA. İLK İŞ TÜRKİYEDEKİ ALEVİ KARDEŞLERİMİZİ BU TERTEMİZ İSLAMLA TANIŞTIRMAK OLMALIDIR TÜRKİYEDE......''''ALLAHIN KATINDA HAK OLAN DİN YALNIZCA İSLAMDIR'''''' YÜCE KURANIN İFADESİYLE.


- Seyyid Serdar
Sizi yorum yazanlarin hepsini tebrik ediyorum nedenmi

Bu günlerde Muaviye evlatlari biz Ehli Behit dostlarina karsi baslatmis olduklari katliyamlar ile birlikte bizleri Sii caferi kizilbas alevi diye ayrim etmezken sizler burda cok mantiksizca yorumlar yapiyorsunuz bu konu beni yillardir kizdiriyor bunu birkez daha tekrarlamak istiyorum Sii,caferi,alevi,kizilbas,bektasi,nusrani bizler hepimiz ayni agaciz kollarimiz ayrilmis olsada ana yerimiz aynidir bunu unutmayin muaviyenin oyununa gelmeyin onlar bizi ayirmaya calisiyorlarki biz gücsüz ele gecirsinler diye gercek Ehli-Behit dostlari bu oyuna gelmez


- Huseyncan
Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.
Ben anadoludaki Alevilerin Caferilerden farklı olduğunu sanıyordum.
Sayenizde aranızda pek fark olmadığını öğrendim.


- cuneyt
selamunaykum ben d.bakırlı babamşafii hoca ben şii yim sebeb şu hangi suni alim e şiileri sorduysam onlar rafizi dediler o hocalara soruyorum şii kitaplarını okudunmu hayır elinde kaynak varmı yok ben şiileri okuduğumda kenmimi şii gürdüm en cok beni şiiliğe iten şu oldu suniler diyorlarki ictihat kapısı kapalıdır delil yok ayet ve hadis yok tuhaftırki kendileri bol bol mezhep dışı fetvalar yazıyorlar hangi şii alimlerine sorduysam butun süni kaynaklarını biliyorlar tek ricam sünilerde şii kaynaklarını okusunlar ki eleştiri bilinçli olsun iftira etmesinler münafıklar hakındaki ayetleri okusunlar eshabelerin tümü yıldız olmadığını gürürler allah tüm müslümanları af etsın


- Sinan ÖZTÜRK
Öncelikle Selamün Aleyküm kardeşlerim, ben sünniyim merak edip Alevilik nedir diye bi araştırayım dedim. Genel hatlarıyla bi fikir sahibi idim ama iyiki de okumuşum yazılanları. Müslümanlığın Allah a varan yolda değişik imamların ki hepsi de bizim için çok değerlidir. Farklı yorum ve uygulamalarla Kur'an ve sünnet dairesinden çıkmamak kaydıyla yapılan her hizmet ve çalışma bence kutsaldır. Şu anda yaşanan mezhepler arası fikri ve diğer toplumsal alanlardaki çatışmaların Hz. Peygamber efendimizden bu yana kendi çıkarları ve menfaatleri uğruna İslamiyeti kullanan fitnecilerden kaynaklandığı aşikardır. Bu bölünmüşlüğü kullanmak isteyen dahili ve harici düşmanlarımız olduğu ve bunların bütün tarafları kışkırtmak için gece gündüz çalıştıklarını unutmamamız gerekir. Ben Batı Karadenizliyim Türkiye nin diğer kesimindeki A levi algısını bilmiyorum ama en azından benim bu kısımdaki toplumdan aldığım izlenim Alevilerin haşa Hz. Ali yi Hz. Peygamberin yerine konulduğu şeklindeki algıdır. Bence bu algıyı bertaraf etmek için daha çok çaba sarf edilmeli ve bi misyonerlik faliyeti gibi değilde toplumun her kesimine aydınlatıcı çalışmaların içinde olunmalıdır. Hepimiz kardeşiz hepimiz bu ülkenin evladıyız. Sağcı Solcu şeklinde ayrıştırmaya çalıştılar olmadı, Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs... ayrıştırmaya çalıştılar olmadı yeni moda mezhepçilik arkadaşlar hepimizin çok dikkatli olması lazım. Bu problemlerimizi halledip çocuklarımıza, torunlarımıza bir sorun yumağı yerine müreffeh bi ülke bırakmalıyız. Hepimiz faniyiz bizden sonra devam edecek olan kültürümüz. Bu kültürü en üst sevilere taşımak için elimizden geleni yapmalıyız. Saygılarımla.



E-posta:
İsminiz:
Yorum:
Enter security code
erfan
ABNA World Service
Englishالعربية
Françaisاردو
Españolفارسی
Русский中文
DeutschTürkçe
Azeri (cyr) Azeri (ltin)
Melayu Indonesia
বাংলা हिन्दी
Swahili Myanmar
BosanskiABP sites
  Son Haberler